Kütüphaneye Dön
Spider-Man: Brand New Day
MOVIEENZor7.9

Spider-Man: Brand New Day

Fighting crime full-time as Spider-Man in a world that doesn't remember him—and the pressure of seeing his old friends move on without him—sparks a change in Peter Parker he may not have the power to control. But that transformation might also be the only thing that can stop a shocking new threat to the city and those he loves - a powerful villain no one can even see.

1.295

Farklı kelimeler

12.08.2026

Eklendi

IMDb

Sayfayı aç

Kelime Dağarcığı

1295 kelime
A1

land

noun

"The ship reached land after two weeks. (Gemi iki hafta sonra karaya ulaştı.)"

Çevirmek için tıkla

land

nounArazi.

"The ship reached land after two weeks. (Gemi iki hafta sonra karaya ulaştı.)"

nounArsa.

"They bought land to build a house. (Ev yapmak için arazi satın aldılar.)"

verbİnmek.

"The plane landed at 7 pm. (Uçak saat 19:00'da indi.)"

verbElde etmek.

"She landed a new job. (O, yeni bir iş buldu.)"

Fiil Halleri

V1land
V2landed
V3landed
INGlanding

Deyimler / Öbekler

land on
Bir şeyin üstüne inmek veya konmak.

"The bird landed on the branch. (Kuş dala kondu.)"

land in
Bir yere veya duruma istemeden varmak veya düşmek.

"He landed in jail. (O, hapise düştü.)"

B2

theoretically

adverb

"So, theoretically, this method should reduce costs. (Yani teoriye göre bu yöntem maliyetleri azaltmalı.)"

Çevirmek için tıkla

theoretically

adverbTeoride.

"So, theoretically, this method should reduce costs. (Yani teoriye göre bu yöntem maliyetleri azaltmalı.)"

A2

take-out

noun

"I guess we're ordering take-out. (Sanırım dışarıdan yemek sipariş edeceğiz.)"

Çevirmek için tıkla

take-out

nounpaket servis

"I guess we're ordering take-out. (Sanırım dışarıdan yemek sipariş edeceğiz.)"

A2

rock

noun

"He sat on a rock by the river. (Nehrin yanındaki bir kayanın üzerine oturdu.)"

Çevirmek için tıkla

rock

nounKaya, taş.

"He sat on a rock by the river. (Nehrin yanındaki bir kayanın üzerine oturdu.)"

nounRock müziği.

"My brother likes rock. (Ağabeyim rock müziğini sever.)"

verbSallamak, sallanmak.

"The boat rocked on the waves. (Tekne dalgaların üzerinde sallandı.)"

Fiil Halleri

V1rock
V2rocked
V3rocked
INGrocking

Deyimler / Öbekler

rock out
Rock müzik eşliğinde coşkuyla eğlenmek.

"They rocked out at the concert. (Konserde rock müzik eşliğinde coşkuyla eğlendiler.)"

A2

training

noun

"She does training every morning for the marathon. (Maraton için her sabah antrenman yapıyor.)"

Çevirmek için tıkla

training

nounEğitim, antrenman

"She does training every morning for the marathon. (Maraton için her sabah antrenman yapıyor.)"

B2

fright

noun

"She screamed in fright. (Korkuyla çığlık attı.)"

Çevirmek için tıkla

fright

nounAni ve yoğun bir korku hissi; dehşet.

"She screamed in fright. (Korkuyla çığlık attı.)"

A1

wall

noun

"She painted the wall blue. (O duvarı maviye boyadı.)"

Çevirmek için tıkla

wall

nounduvar

"She painted the wall blue. (O duvarı maviye boyadı.)"

A1

welcome

verb

"We welcome visitors at the main entrance. (Ziyaretçileri ana girişte karşılarız.)"

Çevirmek için tıkla

welcome

verbKarşılamak.

"We welcome visitors at the main entrance. (Ziyaretçileri ana girişte karşılarız.)"

adjectiveHoş karşılanan.

"Everyone is welcome here. (Burada herkes hoş karşılanır.)"

nounKarşılama.

"They gave us a warm welcome. (Bizi sıcak bir karşılamayla karşıladılar.)"

interjectionHoş geldiniz!

"Welcome to our new home! (Yeni evimize hoş geldiniz!)"

Fiil Halleri

V1welcome
V2welcomed
V3welcomed
INGwelcoming
B2

apology

noun

"She made a sincere apology to her friend. (Arkadaşından içten bir şekilde özür diledi.)"

Çevirmek için tıkla

apology

nounözür

"She made a sincere apology to her friend. (Arkadaşından içten bir şekilde özür diledi.)"

A1

person

noun

"There was one person at the bus stop. (Otobüs durağında bir kişi vardı.)"

Çevirmek için tıkla

person

nounkişi

"There was one person at the bus stop. (Otobüs durağında bir kişi vardı.)"

C1

telepathically

adverb

"Telepathically? (Telepatik olarak mı?/Telepatiyle mi?)"

Çevirmek için tıkla

telepathically

adverbTelepatik olarak

"Telepathically? (Telepatik olarak mı?/Telepatiyle mi?)"

B2

entirely

adverb

"I entirely agree with your point. (Söylediğine tamamen katılıyorum.)"

Çevirmek için tıkla

entirely

adverbtamamen; eksiksiz şekilde

"I entirely agree with your point. (Söylediğine tamamen katılıyorum.)"

A2

ya

pronoun

"Would ya wait for me? (Beni bekler misin?)"

Çevirmek için tıkla

ya

pronounSen, seni, sana; günlük ve resmî olmayan kullanımda “you”.

"Would ya wait for me? (Beni bekler misin?)"

A1

car

noun

"The car is in the garage. (Araba garajda.)"

Çevirmek için tıkla

car

nounAraba

"The car is in the garage. (Araba garajda.)"

A2

government

noun

"The government announced a new plan. (Hükümet yeni bir plan açıkladı.)"

Çevirmek için tıkla

government

nounHükümet; yönetim

"The government announced a new plan. (Hükümet yeni bir plan açıkladı.)"

A1

ready

adjective

"Are you ready? (Hazır mısın?)"

Çevirmek için tıkla

ready

adjectiveHazır.

"Are you ready? (Hazır mısın?)"

A2

crime

noun

"The police are investigating the crime. (Polis suçla ilgili soruşturma yapıyor.)"

Çevirmek için tıkla

crime

nounSuç, yasa dışı eylem.

"The police are investigating the crime. (Polis suçla ilgili soruşturma yapıyor.)"

B1

murderer

noun

"The murderer was sentenced to life in prison. (Katil ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.)"

Çevirmek için tıkla

murderer

nounKatil.

"The murderer was sentenced to life in prison. (Katil ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.)"

B2

surround

verb

"The trees surround the lake. (Ağaçlar gölün etrafını çevirmiş.)"

Çevirmek için tıkla

surround

verbKuşatmak.

"The trees surround the lake. (Ağaçlar gölün etrafını çevirmiş.)"

Fiil Halleri

V1surround
V2surrounded
V3surrounded
INGsurrounding
B2

shocker

noun

"The team won again—a shocker."

Çevirmek için tıkla

shocker

nounŞaşırtıcı olay; çoğu zaman alaycı biçimde, şaşırtıcı olmayan şey.

"The team won again—a shocker."

B1

yo

exclamation

"Yo, what's up? (Hey, naber?)"

Çevirmek için tıkla

yo

exclamationhey

"Yo, what's up? (Hey, naber?)"

A1

clothes

noun

"I bought new clothes. (Yeni kıyafetler aldım.)"

Çevirmek için tıkla

clothes

nounÜzerimize giydiğimiz eşyalar.

"I bought new clothes. (Yeni kıyafetler aldım.)"

A2

impossible

adjective

"It's impossible to lift that box. (O kutuyu kaldırmak imkansız.)"

Çevirmek için tıkla

impossible

adjectiveyapılamayan veya olması mümkün olmayan

"It's impossible to lift that box. (O kutuyu kaldırmak imkansız.)"

A1

anything

pronoun

"You can choose anything you like. (İstediğin herhangi bir şeyi seçebilirsin.)"

Çevirmek için tıkla

anything

pronounHerhangi bir şey.

"You can choose anything you like. (İstediğin herhangi bir şeyi seçebilirsin.)"

Fiil Halleri

V1
V2
V3
ING
B2

alter

verb

"Alter the plan if necessary. (Gerekirse planı değiştir.)"

Çevirmek için tıkla

alter

verbdeğiştirmek

"Alter the plan if necessary. (Gerekirse planı değiştir.)"

Fiil Halleri

V1alter
V2altered
V3altered
INGaltering
B2

analyze

verb

"Analyze the data carefully. (Verileri dikkatli bir şekilde analiz et.)"

Çevirmek için tıkla

analyze

verbAnaliz etmek.

"Analyze the data carefully. (Verileri dikkatli bir şekilde analiz et.)"

Fiil Halleri

V1analyze
V2analyzed
V3analyzed
INGanalyzing
B1

breath

noun

"She took a deep breath before speaking. (Konuşmadan önce derin bir nefes aldı.)"

Çevirmek için tıkla

breath

nounNefes.

"She took a deep breath before speaking. (Konuşmadan önce derin bir nefes aldı.)"

nounSoluklanma

"After the long climb, they stopped to catch their breath. (Uzun tırmanıştan sonra nefes toplamak için durdular.)"

A2

superhero

noun

"The superhero saved the city from the villain. (Süper kahraman şehri kötü adamdan kurtardı.)"

Çevirmek için tıkla

superhero

nounsüper kahraman

"The superhero saved the city from the villain. (Süper kahraman şehri kötü adamdan kurtardı.)"

C1

replicate

verb

"Replicate the experiment results. (Deney sonuçlarını aynı şekilde yeniden elde et.)"

Çevirmek için tıkla

replicate

verbAynısını yeniden oluşturmak

"Replicate the experiment results. (Deney sonuçlarını aynı şekilde yeniden elde et.)"

Fiil Halleri

V1replicate
V2replicated
V3replicated
INGreplicating
A1

hey

interjection

"Hey, be careful with that vase! (Hey, o vazoya dikkat et!)"

Çevirmek için tıkla

hey

interjectionHey!

"Hey, be careful with that vase! (Hey, o vazoya dikkat et!)"

C1

overstep

verb

"The minister overstepped by making decisions without consulting the council. (Bakan, kurulla görüşmeden kararlar alarak haddini aştı.)"

Çevirmek için tıkla

overstep

verbhaddini aşmak

"The minister overstepped by making decisions without consulting the council. (Bakan, kurulla görüşmeden kararlar alarak haddini aştı.)"

Fiil Halleri

V1overstep
V2overstepped
V3overstepped
INGoverstepping
B1

tiny

adjective

"The kitten is tiny. (Kedi yavrusu çok küçük.)"

Çevirmek için tıkla

tiny

adjectiveÇok küçük.

"The kitten is tiny. (Kedi yavrusu çok küçük.)"

A2

depend

verb

"It depends on the weather. (Havaya bağlı.)"

Çevirmek için tıkla

depend

verbBir şeye bağlı olmak veya güvenmek.

"It depends on the weather. (Havaya bağlı.)"

Fiil Halleri

V1depend
V2depended
V3depended
INGdepending

Deyimler / Öbekler

depend on
Birine ya da bir şeye güvenmek, bağlı olmak.

"She depends on her parents. (Ailesine bağımlı.)"

A1

mom

noun

"My mom is cooking dinner. (Annem akşam yemeği hazırlıyor.)"

Çevirmek için tıkla

mom

nounanne

"My mom is cooking dinner. (Annem akşam yemeği hazırlıyor.)"

A2

danger

noun

"There is danger on the road. (Yolda tehlike var.)"

Çevirmek için tıkla

danger

nountehlike

"There is danger on the road. (Yolda tehlike var.)"

B2

borough

noun

"Brooklyn is one of the five boroughs of New York City. (Brooklyn, New York şehrinin beş ilçesinden biridir.)"

Çevirmek için tıkla

borough

nounİlçe

"Brooklyn is one of the five boroughs of New York City. (Brooklyn, New York şehrinin beş ilçesinden biridir.)"

B1

semester

noun

"This semester I have four classes. (Bu dönemde dört dersim var.)"

Çevirmek için tıkla

semester

nounYarıyıl

"This semester I have four classes. (Bu dönemde dört dersim var.)"

A1

meaning

noun

"I don't know the meaning of this word. (Bu kelimenin anlamını bilmiyorum.)"

Çevirmek için tıkla

meaning

nounanlam

"I don't know the meaning of this word. (Bu kelimenin anlamını bilmiyorum.)"

A1

mrs

noun

"Please give this to Mrs. Smith. (Lütfen bunu Bayan Smith'e verin.)"

Çevirmek için tıkla

mrs

nounevli kadınlara verilen unvan

"Please give this to Mrs. Smith. (Lütfen bunu Bayan Smith'e verin.)"

C1

dissipate

verb

"The smoke began to dissipate. (Duman dağılmaya başladı.)"

Çevirmek için tıkla

dissipate

verbDağılmak, yok olmak veya israf etmek.

"The smoke began to dissipate. (Duman dağılmaya başladı.)"

Fiil Halleri

V1dissipate
V2dissipated
V3dissipated
INGdissipating
A2

dragon

noun

"The dragon breathed fire and scared the villagers. (Ejderha ateş soluyup köylüleri korkuttu.)"

Çevirmek için tıkla

dragon

nounEjderha.

"The dragon breathed fire and scared the villagers. (Ejderha ateş soluyup köylüleri korkuttu.)"

A1

small

adjective

"This is a small house. (Bu küçük bir ev.)"

Çevirmek için tıkla

small

adjectiveKüçük.

"This is a small house. (Bu küçük bir ev.)"

A1

believe

verb

"I believe you. (Sana inanıyorum.)"

Çevirmek için tıkla

believe

verbinanmak

"I believe you. (Sana inanıyorum.)"

Fiil Halleri

V1believe
V2believed
V3believed
INGbelieving

Deyimler / Öbekler

believe in
Birine ya da bir şeye güvenmek, inanmak.

"Believe in yourself. (Kendine inan.)"

A1

remember

verb

"I remember my first day at school. (Okuldaki ilk günümü hatırlıyorum.)"

Çevirmek için tıkla

remember

verbHatırlamak.

"I remember my first day at school. (Okuldaki ilk günümü hatırlıyorum.)"

Fiil Halleri

V1remember
V2remembered
V3remembered
INGremembering
C1

biochemical

adjective

"They studied a biochemical reaction that released energy. (Onlar enerji açığa çıkaran biyokimyasal bir reaksiyonu incelediler.)"

Çevirmek için tıkla

biochemical

adjectivebiyokimyasal

"They studied a biochemical reaction that released energy. (Onlar enerji açığa çıkaran biyokimyasal bir reaksiyonu incelediler.)"

B1

helpless

adjective

"The helpless little girl cried for help. (Çaresiz küçük kız yardım için ağladı.)"

Çevirmek için tıkla

helpless

adjectiveÇaresiz

"The helpless little girl cried for help. (Çaresiz küçük kız yardım için ağladı.)"

A2

consider

verb

"I'm considering a career change. (Kariyer değişikliği düşünüyorum.)"

Çevirmek için tıkla

consider

verbBir şeyi düşünmek, değerlendirmek.

"I'm considering a career change. (Kariyer değişikliği düşünüyorum.)"

Fiil Halleri

V1consider
V2considered
V3considered
INGconsidering
B2

cyber

adjective

"Cyber attacks can steal private information. (Siber saldırılar özel bilgileri çalabilir.)"

Çevirmek için tıkla

cyber

adjectiveSiber.

"Cyber attacks can steal private information. (Siber saldırılar özel bilgileri çalabilir.)"

A2

definitely

adverb

"She will definitely come to the party. (O kesinlikle partiye gelecek.)"

Çevirmek için tıkla

definitely

adverbkesinlikle (onaylayarak)

"She will definitely come to the party. (O kesinlikle partiye gelecek.)"

A1

twice

adverb

"She called me twice. (Beni iki kere aradı.)"

Çevirmek için tıkla

twice

adverbiki kere

"She called me twice. (Beni iki kere aradı.)"